SULTAN MURAT HAN

Sultan murat han o gün bir hoştur. Telaşlı görülür sanki bir şeyler söylemek ister sonra vaz geçer neşeli deseniz değil, üzüntülü deseniz hiç değil. Veziri azam siyavuş paşa sorar hayrola efendim canınızı sıkan birşey mi var akşam bi garip bir rüya gördüm hayırdır inşallah hayır mı şer mi öğreneceğiz nasıl yanı hazırlan seninle bir yere gideceğiz ve ikisi molla kılığında çıkarlar yola görünen o ki padişah hala gördüğü rüyanın tesirindedir. Ve gideceği yere iyi bilir seri ve kararlı adımlarla Beyazıt a çıkar döner vefaya zeyrekten aşağılara salınır. Unkapanı çıvarında soluklanır
Tarih : 01-11-2011
SULTAN MURAT HAN
aman efendim nasıl kaldırırız. Basbayağı kaldırırız işte. yapmayın etmeyin Sultanım. Bunun yıkanması paklanması var. Tekfini telkini var. Merak etme ben beceririm ama önce bir gasilhane bulmalıyız. Şurada bir mahalle mescidi var ama olmaz vefat eden sen olsaydın nerede kalkmak isterdin ne bileyim Ayasofya dan Süleymaniye de en azından fatih camiinden Ayasofya ve Süleymaniye de devlet ekranı çoktur tanınmak istemem ama Fatih camiini iyi dedin haydı durma yüklenelim ve gelirler camiye vezir sağa sola koşuşturur kefen tabut bulur. Padişah bakır kazanlarını vurur ocağa usulü ekranınca bir güzel yıkarlar ki naaş ayan beyan güzelleşir sanki bir nurdur aydınlanır alnında yüzü sakilere hiç benzemez hem manalı bir tebessüm okunur dudaklarında padişahın kanı ısınmıştır. Bu adama Vezinde keza meçhul nalıncıyı kefenler, tabutlar musalla taşına yatırırla ama namaz vaktine vardır bir hayli daha bir ara vezir sıkıntılı sıkıntı ile yaklaşır. Sultanım der yanlış yapıyoruz galiba nasıl yanı heyecana kapıldık sorup soruşturmadan buraya getirdik cenazeyi kim bilir belki hanımı ve belki de yetimleri vardır. Doğru öyle ye neyse sen başını bekle ben mahalleyi dolanıp geleyim. Vezir cüzüne tespihine döner padişah garip maceranın başladığı noktaya döner nitekim sorar soruşturur nalıncının evini bulur. Kapıyı yaşlı bir kadın acar hadiseyi metanetle dinler sanki bu vefatı bekler gibidir. Hakkını helal et evladım der belli ki çok yorulmuşsun sonra eşiğe çöker ellerini yumruk yapar şafaklarına dayar ağlar mı hayır. Ama gözleri kısılır. Hatıralara dalar belki. Neden sonra silkinip çıkar hayal dünyasından biliyor musun oğlum der bizim efendi bir alamdı vesselam akşamlara kadar nalın yapardı. Ama birinin elinde şarap şişesi görmesin elinde kini avucundakini satar şarap şişesini satın alırdı. Sonra eve getirir dökerdi helaya niye ümmeti Muhammet içmesin diye hayret sonra malum kadınların ücretlerini öder sonra getirirdi eve ben sizin zamanınızı satın aldım mı ? aldım derdi. Öyleyse şimdi dinlemeniz gerek o çeker gider ben menkıbeler anlatırdım onlara mızraklı ilmihalden hücceti İslam’dan okurdum. Basken millet ne sanıyor halbuki milletin ne sandığı umurunda değil ki hoş o uzak mescitlere giderdi. Öyle bir imamın arkasında durmalı ki derdi tekbir alırken kebeyi görmeli .öyle imam kaç tane kaldı şimdi. İşte bu yüzden nişancıya sofulara uzanırdı ya hatta bir gün bakasın efendi derdi sen böyle yapıyorsun ama komşular seni kötü belleyecek inan cenazen kalacak ortada doğru öyle ya kimseye zahmetim olmasın deyip mezarını kendi kazdı bahçeye ama ben üsteledim iş mezarla bitiyor mu dedi. Seni kim yıkasın kim kaldırsın beki o ne dedi önce güldü sonra verdi cevabını Allah büyüktür hatun dedi hem işi ne padişahın. çalışır
Okunma Sayısı :4131


