
7AĞUSTOS 1998 BEŞKÖY SEL FELAKETİ 23.YIL ANIDINA
06 Agustos 2021 05:43:41
SIRADIŞI KALEM
7 AĞUSTOS 1998 BEŞKÖY SEL FELAKETİ 23.YILI ANISINA...
Hayat burada Sabah ezanı ile başlar Yatsı ezanının sesiyle biterdi.Burası Manevi sahanın güçlü ışığında hep şenlendi.Kuran Kursları, Hafızların sesiyle inlerdi.İmamlar alimler bölgeye ve manevi sahaya ışık verdi burada.Merhum Sefer Efendi, Merhum Yusuf Efendi, kahramanlar, kahveciler, yazıcıoğlulları, ispizadeler, iskenderzadeler,yazıcılar daha niceleri.Kuranın ilk emri gerçeğiyle, Okumaya ve Okutmaya ilgili halkı oldu.Manevi sahada mezire Camii merhum alimler sayesinde Adeta yörenin ilim irfan merkezi oldu.Akademik saha ise, Hep buranın yetiştirdiği ülkenin renkli simalarnı konuşurdu.Zaman dur durak bilmiyordu burada.Yaz başka kış başka ilkbahar başka sonbahar başkaydı.Koşuşturmalar, gündelik planlar aylık, yıllık planlar.Kısaca hayat burada çalışmanın ibadet bilinciyle,sabah erken başlar, akşam geç biterdi.Demirci dükkanlarında Uyumlu ve nizamı çekiç sesleri. Gece gündüz Biçkı tahta kesen Atölyeler.Köylere gidip gelen araç trafığı.Yemeğin yüz metreye kokusunu gönderdiği Lokantalar.Bakkallara girdiğinde hep doğal katkısız ürünler kokusuyla doğal meyvalar önce arıları sonra kokusu bizleri çekerdi.Son bahar Rüzgarları bir başka eserdı,ahenkle uyumla dökerdi yapraklarını, bazan tozu dumana, bazan dumanı toza katardı.Yaprakları döküp, adeta haber verirdi,gelin yaprak toplamaya dercesine.Haksızda değildi sonbahar, hayvanın kışın konforunu rahatlığını düşündürürdü.Tıka basa dolu yaprak sepetleri küçük çocukları bazan yanlarında, Annelerin ablaların sırtlarında vede kış hazırlığı için odun yükleri.Eğlenceye çoğu zaman dönüşen o meşhur toprak, tarla ahbin ırgatlıkları.Kısaca, dur durak bilmeyen ve bitmeyen bir koşuşturma,hareketli ve çalışkan halk vardı burada.İlk bahar olurdu Yaylalar akla gelirdi, hazırlanırdı hayvanlar çıkardı Yaylacı mezirelere İsmail Ağaya, Hamzağaya, Barmaya ve diğer yaylalara.Kış, burada, yapılan son hazırlıklarla karşılanırdı.Sessiz,sinsi yağardı beyaz örtü hapsederdi bizleri evlere.Unutulmaz,adına şarkılar türküler yazılan mis gibi lezzet Kuymağın, mısır çorbalığının hazırlandığı Değirmen vardı burada.Olmazsa olmazdı.Sıra, nöbet beklenir, kadınların muhabbet, karşılaşma haber alma yerleri olurdu.Sırtında onca ağır yükle kasabadan çıkardı köylere kadınlar. Sabah Kasaba içinde dolardı, Çay ocakları,ne hikmettir çayında kokusu başkaydı o zaman. Muhabbet ise, hele hele seçim zamanları siyaset başta olmak üzere hep hararetli samimi sıcak diyaloglar olurdu.Toplanırdı ahalı, kışın sobanın etrafına sarılırdı ısınmak için sobaya. Sürmeneye inmek için dolardı minibüslere.Manahoz rehberiydi Sürmeneye kadar yolçunun. Birde Gevenoğlu Ali Vardı, Salı ve Perşembe Kasabayı Samsuna taşıdığı günlerdı.Uzun otobüs kıvrılan kıvrıla gelirdi kasabaya.Gece gündüz dolan kahvehaneler, sürekli yanan ışıklar eşliğinde oyun taş sesleri, hele hele Ramazan ayında hiç eksik olmazdı.Derelerde gençler Alabalık tutmak, göl yapıp yüzmek için birbiriyle yarışırdı.Yaz gelirdi, gurbetten sılaya dönenlerle şenlenirdi kasaba.Atardı Alamancı havasını getirdiği Araçıyla, şatafatlı giyimiyle bizlere.Ramazan ayı bir başka karşılanırdı burada, çamiler cemaatlerle tam kadro dolar taşardı.Teravih adeta toplu eksiksız kılınacak diye şartlanırdı kasaba halkı.Mütedeyyin kasaba halkı eksiksiz camileri doldururdu.Burada cenazeler olurdu, ölüye çok farklı ağlanır çok farklı dua edilirdi.
Yaşam, unutulmaz bir film şeridi gibi geçen bütün güzelliklerı, acı ve tatlı hatıralarını bize sundu burada.
Burası, yeşilin farklı Tonlarını,sıradışı insanlarını yüreğinde barındıran eski adıyla Mezire altı, şimdiki adıyla Beşköydü...
7 Ağustos 1998 Cuma günüydü. O tarihne kadar,alışkındı, zar zor şartlara Yağan
Yağmura kasaba halkı...
O gün sanki bir felaket gelecek habercisi idi yağan yoğun yağmur Beşköy için.Üç sefer ardarda, adeta kacın terkedin dercesine damlalar birbirini kovalıyordu.Yapılan belediye anonsları, uyarılar bile çoğrafyanın selden kaderini değiştiremedi.Yağmur ısrarcı inatcı hızıyla yeryüzüne iniyordu.Öyleki mesar denen ırmağın her iki yakasından kopan seller vadide bent oluşturup göl Bırıktırıp patlayıp akması sonrasına kadar...
Ve acı sonuç, bir belde Harıtadan silindi.
Ölen 47 şehit, geriye unutulmaz acı hatıralar,kaybolan dükkanlar, kaybolan çoğrafya.Kaybolan ayak izleri silinsede anılarımız gönüllerde asla silinemedi.
Ölen tüm şehitlerimize Allah cc rahmet eylesin, makamları ali, mekanları cennet olsun inşallah.
Mustafa Yakupoğlu
07.08.2021










